MASAL ÜLKESİNE HOŞGELDİNİZ

5/7/2007 - AYŞEGÜL SİRK CAMBAZI

Ayşegül Sirk Cambazı

Çok yıldızlı bir yaz gecesi, Ayşegül erkenden odasına çekildi. Öyle uykusu vardı ki, ne taşbebeğiyle, ne kadife ayısıyla, ne tavşanıyla oynamak gelmedi içinden. Pijamasını giyip yatağına uzandı. Az sonra, melekleri kıskandıracak kadar tatlı bir uykuya daldı.
Oyuncakları, Ayşegül{`} ün ilgisizliğine küsmüş gibi, köşelerinde somurtmuş kalmışlardı. Oysa Ayşegül, gördüğü güzel düş nedeniyle gülümsüyordu.
Ayşegül güya büyük bir sirkte çalışıyordu. Sirk o gün öğrenci matinesi yapmıştı. Çadırın içi tıklım tıklım öğrenciyle dolmuştu. Orkestra bile, kendisine güçlükle yer bulabilmişti.
Derken ışıldaklar parladı, mavi, kırmızı, beyaz ışık demetleri pisti aydınlattı. Ayşegül, juponlu entarisiyle ağır ağır pistte ilerledi. Eğilip, seyircileri selamladı.
-Gösterimiz başlıyor kardeşlerim, dedi.
Çocuklar sevinçle el çırptılar.
Ayşegül tabureye oturdu. Bebeği Nermin{`}in beşiğini sallayarak ninni söylemeğe başladığı sırada, iki palyaço geldi yanına. Birinin adı, Şap, öbürününkü Şup{`}tu.

-Günaydın Ayşegül, dedi Şap.Bebeğin uyumuyorsa ona bir masal anlatayım.
Ayşegül, sevindiği zaman gülen, üzüldüğü zaman ağlayan bebeğini kucağına aldı:
-Ne masalı anlatacaksınız?
- (Kulaklarını kaybeden fil) masalını.
Şap, masalını bitirince Ayşegül giyinme odasına gitti. Gösteri sırası ona gelmişti çünkü. Odada çeşitli elbiseler, şapkalar, kudelalar vardı. Elbise değiştirecek vakit olmadığından
Ayşegül, hemen makyaj masasına oturdu.

Annesi gibi dudaklarını, gözlerini boyadı.Fındık ta delikanlı gibi giyinmişti. Gösteride onun da rolü vardı. Bisiklete bineceği için pek keyifliydi doğrusu.

Ayşegül, pırıl pırıl yeni bisikletiyle piste çıkınca bir alkış koptu. Fındık ta, bisikletin dümeni üzerinde amuda kalktı. Onlar pistin çevresinde gösterilerini sürdürürken palyaçolar da türlü komik cambazlık yapıyorlardı. 
Çocuklar gülmekten kırılıyorlar, bir yandan da:
-Yaşa Ayşegül, bravo Fındık! diye bağırıyorlardı.
 

Bisiklet gösterisinden sonra, sıra tekerlekli patene gelmişti. Bu numaranın kahramanı Fındık{`}tı. Ayşegül, bu gösteri için Fındık{`}ı günlerce çalıştırmıştı. Öyleyken onu başaramayacağından korkuyordu.

-Sen hiç tasalanma Ayşegül ablacığım, dedi Fındık. Şapkasını yerleştirip gösteriye başladı.

Ne  de çalımlı kayıyordu maskara. Ayşegül, sevinçle alkışladı Fındık{`}ı.

Şimdi Ayşegül at terbiyecisi kılığıyla pistteydi. İki güzel ata dans numarası yapacaktı. Fındık:

- Ayşegül abla,şu güzel atlara Harmandalı oynatırsan yok mu, çadır alkıştan yıkılır.

Ayşegül, beyaz atı Yıldırım{`}a şekerini yedirdi. Orkestra Harmandalı çalmağa başlayınca siyah at Fırtına, iki ayağı üzerine kalktı. Yıldırım da onun gibi yaparak oynamağa başladı.

Gösterilere onbeş dakika ara verildiğinde Ayşegül, çocuklara çikolata, dondurma sattı. Sırtında sirkin kırmızı üniforması vardı.


Bu kılık Ayşegül{`}e pek yaraşmıştı. Ön sırada oturan iki kız, birbirinin kulağına eğildiler:
-Ayşegül saçlarını kestirmiş. oysa uzun saç ona daha iyi gidiyordu.

-Doğrusunu istersen kısa saçla da hoş olmuş Ayşegül. Hem ne yapsın? Annesi saçlarını kesmesini isteyince, hatırını kırabilir mi?

Çocukların bazıları, dondurmalarını yiyerek çadırdan dışarı çıktılar. Kafeslerdeki arslanları, kaplanları, ayıları, filleri seyrettiler.
 
Trampet seslerini duyan çocuklar, koşarak yerlerine döndüler. Sirk hademeleri çadırın yukarı bölümüne kalın bir tel germişlerdi. O sırada Ayşegül elinde şemsiye ile telin yanında göründü. Sirk bandosu bir vals çalmağa başladı. Ayşegül telin üzerinde, usta bir cambaz gibi dans ederek ilerledi.Beyaz papuçları, yeşil şemsiyesiyle uçan bir kelebeğe benziyordu.

Cambazlık gösterisinden sonra Ayşegül, alkışlar arasında piste indi. Kafesli yoldan filler ağır ağır içeriye girdiler. Ayşegül, pistin ortasında durdu. Fillere işaret vererek numaralarına başlamalarını bildirdi. Fillerden biri, kırmızı topun üstüne çıktı. O sırada, önlük bağlamış bir fil ardında yavrusu geldiler.

-Niye geciktin Bambu? diye çıkıştı Ayşegül esneyen file.

-Affedersiniz efendim. Yeni doğan yavrum dün gece beni hiç uyutmamıştı da ondan geciktim, dedi Bambu.

-Ayşegül{`}ün sirki, iki dünya turu yapmıştı. Adı "Harikalar Sirki" idi.

Bu sirki görmeyen kalmamıştı. Seyircilerin en hoşuna giden Ayşegül{`}ün göz bağcılığıydı. Başındaki sivri külahıyla Ayşegül, peri kızına benziyordu. Elindeki sihirli değnekle dokunduğunda silindir şapkadan tavşan, sürahiden güvercin çıkıyordu. Sonra ipek eşarpla şapkayı örtüp:

- Hokus Pokus! dedi mi tavşan da, güvercin de, ortadan kayboluyordu. Buna palyaçolar bile şaşıyorlardı.

Sonra Şap ile Şup, piste çıktılar. Şap çizgili bir pantalon giymiş, çok uzun bir kravat bağlamıştı. Şup ise, aylar yıldızlar işlenmiş bir tulum giymişti. Kucağında bir kitara vardı, Şup:

-Şimdi sizlere Ayşegül{`}ün yazdığı bir şarkı söyleyeceğiz, dedi. Şap{`}ın ne çaldığı anlaşılmıyordu ama, Şup{`}un söylediği şarkıyı herkes sevmişti.

Bu kez arslanlar, kaplanlar çıktı ortaya. Büyük bir kafes onları seyircilerden ayırıyordu. Arslan eğitimcisi Ayşegül, kırbacını şaklatarak girdi aralarına.

Onlardan hiç korkmuyordu. Her kırbaç şaklayışında hayvanlardan biri fıçısının üstüne çıkıp oturuyordu. Yalnız Sezar adındaki arslan uzandığı yerden kıpırdamamıştı. Ayşegül:

-Haydi Sezar, yatmanın sırası mı? Seyirciler sabırsızlanıyor. İskemlene çık ta, gösterimize başlayalım. Yoksa pirzola yerine kırbaç yersin akşama, dedi.

Son gösteri bitince seyircilerden bazıları piste atlayıp Ayşegül ile Fındık{`}ı kutladılar.

- Bizi çok eğlendirdiniz Ayşegül, sağ olun, var olun! dediler, buket verdiler, kucaklayıp öptüler. Ayşegül:

- Harikalar Sirki{`}miz turneye çıkacak, yarın çadırları söküp başka şehirlere gideceğiz dedi.

Çocuklar başarı dilediler.

Ayşegül, seyircileri uğurladıktan sonra, geceleri yattığı arabaya gitti. Uykucu adındaki ayı merdivene oturmuştu. Ayşegül:

- Merhaba! dedi ona, gazetede ne haber var?

Ayı, gazeteyi ters tutmuştu:

- Okuma bimiyorum ki, ne haber olduğunu söyleyeyim.

Ayşegül gazeteyi düzeltti:
- Öyleyse sana okuma öğreteyim. Yarın alfabeden başlarız, olmaz mı?

Çadırlar söküldü, denkler sıkıldı, arabalara yüklendi. Herkes kendine ayrılan arabaya bindi. Ağır ağır şehirden ayrıldılar.

Ayşegül, arabanın sarsıntısından uyuyamadı, kalktı, oturdu. 

Gözlerini açıp çevresine bakında. Sirk arabası birden ortadan kayboluverdi. Hayret, kendi odasında, kendi yatağındaydı. Taşbebeği yüzünü yıkamış, kurulanıyordu. Fındık ta, aynaya bakarak dişlerini fırçalıyordu.

Demek gece tatlı bir düş görmüştü. Şimdi yeni bir gün başlıyordu. Okula geç kalmamak için Ayşegül, yataktan fırladı..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/6/2007 - GÖKKUŞAĞI (KİTAP ÖZETİ)

                             GÖKKUŞAĞI

 

      Ayşe sabahtan beri önünde mekik dokuduğu tezgâhın başından kalktı.O gün evde yalnızdı. Ayşe aynanın önüne geçti.Ay ben ne kadar güzelim diyor sonra da gülüyordu.Ayşe’nin aklına birden dün Kurt Hoca’nın dedikleri geldi.Üzülmüştü.Çünkü Ayşe’yi örtüye sokacaklardı.Ayşe yavaş yavaş pencerenin yanına  gitti.Keşke erkek olsaydı.O zaman ilk işi Zaimlerin küçük kızı Gülsüm’ü alacaktı.Hayallere daldı.Dışarıda gökkuşağı vardı.Ayşe “işte beklediğim an”diye bağırdı.Hemen gidip gökkuşağının altından geçerse erkek olacaktı.Hemen gökkuşağının altından geçti.Yorulmuştu.Bir ağaca yaslanıp ve uyudu.Kalktığında bir delikanlı olmuştu.Ayşe hemen eve gidip ağabeyinin bayramlıklarını giydi.Dışarı çıktı.Herkes Ayşe’ye bakıyordu.Ayşe güreşi çok severdi.Birden bir kalabalık gördü.Ne olduğunu sordu.Güreş var dediler.Ayşe güreşecekti.Nede olsa artık erkekti.Ayşe yağlandı.Aynı anda iki pehlivan kaldırıp yere çarptı.Herkes yaşa yaşa diye bağırdı.Ayşe Kurt Hocaya:

 -Kıy bakalım Gülsüm ile benim nikahımı.

 -Kıyamam.

 -Kıy dedim.

 -Kıyamam.

 -Neden.

 -İşte.

 -Kim alıyor Gülsüm’ü.

 -Hasan.

 -Gelsin buraya.

 Hasan geldi.

-Hasan boşa bakalım Gülsüm’ü.

-Boşamam.

-Boşa dedim.

 Ayşe kızdı.Kurt Hoca ile Hasan’ı kardırıp yere çarptı.Herkes Ayşe’ye nereli olduğunu sordu.Ayşe ilk önce söylemedi.Sonra “Ben Bozkaya’danım,dedi.

 -Hayır sen Bozkaya’dan değilsin .

 -Eğleniyorsun bizimle.

  Ayşe:

    Ben Ayşe’yim dedi.Başından geçenleri anlattı.Kurt Hoca:

 -Bu kızdır.Bunu örtüye sokmak lazım bunun böyle gezmesi doğru değil.dedi.

Ayşe gözlerini açınca kafasını yumruklayan babasını gördü.Babası:

-Her yerde seni aradık diye bağırdı.Ayşe aptal gibi babasına bakıyor konuşmuyordu.

Babasının arkadaşları:

-Buldun mu Ayşe’yi,diye sordular.

-Buldum buldum fundalıkların arasında uyumuş kalmış,dedi.

Ayşe çok utanmıştı.Utancından yerin dibine girmişti ve çok ağlıyordu.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/6/2007 - ALİCE HARİKALAR DİYARINDA (KİTAP ÖZETİ)

ALİCE HARİKALAR DİYARINDA

 

 

  Alice bir gün bahçede oynarken bir tavsan gördü.Peşinden koşarken bir delikten girmişti tavşan.Alice’de peşinden.Bir yerden yuvarlandı ve sonra durdu.Bir masanın üzerinde anahtar buldu.Bu anahtarı her kapıya denedi ama hiçbirine olmadı.Sonra bir kapıya anahtarı koydu ve oldu ama çok küçük bir aralık kadar boşluk vardı.Bir şişeye baktı ve dikledi.Birden küçülmeye başladı.ama kapı çoktan kapanmıştı kapı.Sonra bir kurabiyenin üzerinde beni ye yazıyordu.Alice de yedi ve boyu uzadı.Ama öyle uzamıştı ki  ayakkabıları bile olmuyordu ona bu duruma çok üzülen Alice ağlamaya başladı.Birden elinde yelpazesi öbür elinde beyaz eldiveni olan olağanüstü bir tavşan.Tavşan yelpaze ile eldiveni aceleden düşürdü.Alice’de eldiven eline aldı ki.Tavşanın peşinden koşmaya başladım ama terledi ve yelpazelendi.Birde ne görsün tavşanın eldiveni eline oldu yani boyu kısalmış.Birden bir fare gördü.Bu fare ile konuşsam mı diye düşündü.Fare ile kaynaşmıştı bile.Baya konuşmuşlardı fare ile.Birden Alice’nin aklına kedisi Dinah gelmişti.Fare senin kedin mi var diye sordu.Alice ;evet sen yoksa kedileri sevmez misin diye sordu;tabi ki sevmem ,dedi.Alice ama benim kedim öyle değildir çok iyidir.

Diye sohbet ettiler.Sonra Alice bir evin önünden geçerken eve uğradı.İçinde bir fındık faresi iki tanede tavşan vardı.beraber çay içtiler sohbete daldılar.E tabi bunlar basta Alice’ye sen kimsin diye sordular.

Alice’de anlattı.Alice’den masal istediler ama Alice şuan aklımda anlatacak masal yok.Bu sefer fındık faresinden masal istediler.Fındık faresi hep uyuklayarak masal anlatıyordu tabi masal da kendileri gibi acayipti ama masallar böyle olur.E bu nedenle Alice her anlattığı kelime için soru buluyordu.Bu bir tartışma haline gelmişti.Tabi sonra Alice yoluna devam etti.Sonra Alice’nin yolunda krallık vardı.Birden bir kadın haykırıyordu.Herkes önünde onu dinliyorlardı.Kraliçe Alice’in varlığını fark etti.Alice’e sen de kimsin ,dedi.Ben burada dolaşıyordum.Birden sizin haykırışınızı duydum.Kraliçe Alice’in kafasının uçurulmasını emretti.Alice biraz korkmuştu.Birkaç gün böyle geçti.Sonra Alice yalancı kaplumbağa diye biriyle tanıştı.Bu kaplumbağa ona hayatını anlattı.Ve Alice’nin de hayatının masalını anlatmasını istedi.

Ama Alice kendi masalının biraz karışık olduğunu düşündüğü için anlatmak istemedi.Birden biri mahkeme var diye  seslendi birisi.Çabukça koşarak mahkemeye yetiştiler.Mahkeme çok karışıktı fareler tavşanlar ve kraliçe kral ve yalancı kaplumbağa ve Alice.Birkaç tartışma sonrası Alice’ye ablası seslenıyordu sanki.Alice uyan artık elini yüzünü yıkayıp yemeğe gel.Alice abla çok değişik bir rüya gördüm.Ablası anlat bakalım Alice hatırladığı kadarıyla anlattı.Ablası da bence de saçmaymış ,dedi.

                                       BİTTİİ!

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/6/2007 - CİNDİRELLA

CİNDİRELLA

KÜL KEDİSİ



        Charles Perrault
       Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gleip eve yerleşmiş.
       Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini üzerine yıkmışlar.
       Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları, mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşleri ona “Külkedisi” adını takmışla.
       Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. İkisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes Prens’in evlenmek istediğini biliyormuş. ‘Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?’ diye düşünmüşler.
       İki kız kardeş de kendilerini mümkün olduğunca güzelleştirmek için hemen kolları sıvamışlar. Fakat maalesef bu biraz zormuş, çünkü Külkedisi’nin aksine bayağı çirkinmiş her ikisi de!
       Balo akşamı, üvey kardeşleri gittikten sonra Külkedisi mutfakta oturmuş ve içn için ağlamaya başlamış. “Neyin var, neden ağlıyorsun Külkedisi?” diye sormuş bir kadın sesi.
       “Ben de baloya gitmek istiyordum,” demiş hıçkırarak Külkedisi.
       “Gideceksin öyleyse,” demiş ses. Külkedisi duyduğu sese doğru dönüp bakmış, şaşkınlıktan donakalmış.
       Güzel bir kadın duruyormuş yanıbaşında.
       “Ben senin peri annenim,” demiş kadın. “Şimdi kaybedecek zamanımız yok! Bana bir balkabağı getir hemen!”
       Külkedisi bir balkabağı getirmiş. Peri annesi sihirli değneğiyle dokununca, balkabağı birdenbire altından bir fayton oluvermiş.
       “Şimdi de altı fare...” Külkedisi altı fare bulup getirmiş, peri annesi onları hemen ata dönüştürmüş.
       “Bir sıçan...” Onu da arabacı yapmış.
       “Ve altı kertenkele...” Onları da faytonun arkasında koşacak altı uşağa çevirivermiş.
       Nihayet Külkedisi’ne gelmiş sıra. Peri değneğiyle bir dokununca Külkedisi’nin yırtık, pırtık giysileri nefesleri kesecek harika bir elbiseye dönmüşmüş. Ayaklarında bir çift camdan ayakkabı pırıl pırıl parlıyormuş.
       “Bir şey var yalnız,” demiş Peri. “Gece yarısına kadar eve dönmelisin. Saat on ikide elbisen tekrar eski giysilerine, faytonun balkabağına, atların fareye dönüşecek. Prens’in bunu görmesini istemezsin herhalde? Şimdi git, dilediğince eğlen.”
       O gece Külkedisi balonun yıldızı olmuş. Baloya katılan hanımlar (özellikle de iki üvey kız kardeşi) onun elbisesini çok beğenmişler ve terzisinin adını öğrenmek için ona yalvarmışlar. Beyefendilerin hepsi onunla dans etmek için birbirleriyle yarışmışlar.
       Prens ise götür görmez ona âşık olmuş! Ve o andan sonra hiç kimseye bu kızla dans etmek için izin verilmemiş.
       Saatler saatleri, dakikalar dakikaları kovalamış ve Külkedisi saat tam on ikiyi vuracağı sırada evde olması gerektiğini hatırlamış.
       “Gitme!” diye seslenmiş Prens arkasından, ama Külkedisi bir an bile durmadan koşup oradan uzaklaşmış. Sokağa çaktığında elbisesi tekrar eski elbiselerine dönüşmüş. Geriye kala kala camdan ayakkabıların bir teki kalmış. Diğer tekini nerede kaybettiğini bilmiyormuş.
       O gece Külkedisi uyuyana kadar ağlamış. Hayatının bir daha asla o geceki kadar harika olamayacağını düşünüyormuş.
       Ama bu doğru değilmiş. Ayakkabının diğer tekini sarayın merdivenlerinde bulmuşlar. Ertesi sabah Prens ev ev dolaşıp ayakkabıyı tek tek bütün genç kızlara denetmiş. “Bu ayakkabının dün gece karşılaştığım güzel sahibini bulamazsam yaşayamam,” demiş.
       Derken Külkedisi’nin evine gelmiş. Üvey kardeşleri ayakkabıyı denemişler. Olmamış. Ayaklarına girmemiş bile.
       Prens çok üzgünmüş, çünkü uğramadığı sadece birkaç ev kalmış. Tam oradan ayrılacakken evin hizmetçisi dikkatini çekmiş.
       “Hanımefendi,” demiş Prens Külkedisi’ne, “bir de siz deneseniz?”
       “O mu deneyecek? Ne münasebet!” diye haykırmış üvey kardeşler.
       Fakat Prens ısrar etmiş. Külkedisi’nin ne kadar güzel bir kız olduğu gözünden kaçmamış. Tabii ayakkabı Külkedisi’nin ayağına kalıp gibi oturmuş. Prens diz çöküp Külkedisi’ne evlenme teklif ederken iki üvey kardeşe de öfke ve kıskançlıkla olanları seyretmek kalmış. Külkedisi Prens’in teklifini tabii ki kabul etmiş.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Merhaba ben Şeker Kız(Afra).Masal dinlemeyi okumayı çok sevdiğim için açtım bu siteyi inşallah çok eğleniriz. SEVGİLER

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Kategoriler

Arkadaşlarım

sekerkiz94
cankizden
perikiziesra
Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com